Kurt Tilki ve At Masalı

Kurt Tilki ve At Masalı

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken, babam erkek, annem kız iken yatarak kalkarak, kahve tütün içerek, lale sümbül biçerek vakitler geçerken bir kurt, bir tilki ve bir at arkadaş olmuşlar.

Bunlar bir mağarada yaşamaya başlamışlar. Havalar güzel iken, meyve ve sebze de bol iken bu üç arkadaş karınlarını rahatlıkla doyurabiliyorlarmış.

Ama bu güzel günler çabuk geçmiş ve derken kış sert ve acımasız yüzünü göstermiş. Kar o kadar çok yağmış ki her yer beyazlara bürünmüş ve dışarıda hiç kimsecikler kalmamış. Bizim bu üç arkadaş da avlanmak için dışarıya çıkamamışlar.

Yiyecek bir şey bulamayan bu üç arkadaş ne yapacaklarını kara kara düşünürken tilki:

“Arkadaşlar, hangimizin yaşı küçükse onu yiyelim,” diye bir teklif sunmuş ve:

“Ben Hazreti Nuh, gemi yaparken katiptim,” diyerek kendini yaşlı göstermiş.

O sırada at tilkinin niyetini anlamış ve tilkiye:

“Benim yaşım ve nereli olduğum ayağımın altında yazılıdır. Sana zahmet bir bakıver kaç yaşındayım” demiş.

Tilki:

“Benim okur yazarlığım yok, o yüzden ne yazdığını ben bilemem” diye cevap vermiş.

Kurt:

“Benim eskiden okur yazarlığım vardı,” demiş.

At:

“Ben ayağımı kaldırayım, sen oku bakayım ne yazıyor?” demiş.

At, arka ayağını kaldırıp, kurda okumasını söylemiş. Kurt, ata yaklaşmış ve at, tam bu sırada
kurda öyle bir çifte vurmuş ki, kurt oracıkta ölüvermiş.

Bu durumu gören tilki, kurdun leşini yedikten sonra oynamaya başlamış ve demiş ki:

“Çok şükür Ya Rabbi, okur yazar olmadığıma.”

Kurt, Tilki ve At masalı da burada bitmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.