Hazreti İbrahim (as) ve Amcası Azer Kıssası

Hazreti İbrahim (as) ve Amcası Azer Kıssası

Hazreti İbrahim çocukluğunda yetim kalmıştı. İbrahim (as), babasının vefatından sonra amcası Azer’in himayesi altında büyüdü. Ona ‘baba’ diye sesleniyordu. İbrahim (as) devrinde Bâbil ülkesinde putperestlik yaygın bir hale gelmişti. Hz İbrahim (as)’ın amcası Azer’in işi ise put yapmaktı. Kendisi hatırı sayılır kişilerden biriydi.

Hz İbrahim, çocukluğundan beri çok akıllı ve zeki idi. Her zaman yaptığı işlerde aklını kullanırdı. Göğe, yere, aya, yıldızlara güneşe bakardı. Bunların yaratılma sistemini çok heybetli bulurdu. Taştan, çamurdan yapılan ve hiç bir fayda sağlamayan putların
saygıya değer olduklarını kabul etmiyordu. İçinden de insanların inançlarına gülüyor cahilliklerine hayret ediyordu.

Hz İbrahim (as) zamanında putperestliğe ilave olarak bir kötülük de Nemrut’un ortaya çıkmasıydı. Nemrut, Babil ülkesinin padişahıydı. Kendisi çok güçlü ve kuvvetliydi. Babil ülkesinin her tarafında herkes ona hesap verirdi. Ondan herkes korkardı. Nemrut zamanla makamıyla gururlanmaya başladı. Bir vakit sonra tanrılık iddiasında bulunmak düşüncesine kapıldı.

Nemrud :

-Pekâlâ biliyorsunuz ki, gökte bulut, rüzgar, ay, güneş ve başka şeyler vardır. Putlar da tanrıların sembol ve temsilcileridirler. Fakat yer yüzünde insanların hayatını idare eden biri vardır. O da yer tanrısıdır. İşte bu tanrı benim, deme küstahlığında bulunuyordu.

Nemrut etrafında kümelenen menfaatçi insanlar, Nemrut’a hoş görünmek için:

-Evet, emir Nemrut’un emri, karar onun kararıdır. Nemrut insanların yaptıkları işleri gözetiyor, puthaneleri onarıyor, insanların birbirleriyle savaşmasına müsaade etmiyor, suları paylaştırıyor. Eğer Nemrut olmasaydı, (!) dünya karışıklıkla dolup taşardı. O halde bütün bunlardan dolayı Nemrut tanrıdır.

İbrahim (as)’ın amcası Azer kendi işiyle uğraşıyordu. Put yapma işinden de ekmek yiyordu. Putperestlerin arasında büyük bir saygınlığı vardı. İbrahim (as) da onun himayesindeydi. Ara sıra İbrahim (as) insanlara ters düşecek sözler konuşuyor ve ona hayret ediyorlardı. İbrahim (as) putlara itibar etmiyordu. Meselâ amcası Azer bir gün Hz İbrahim’e müşterisine teslim edilmesi için bir put vermişti. Hz İbrahim de putun ayağına ip bağlayıp, sürüyerek götürmüştü. Bu olaya tanık olan insanlar Hz İbrahim’i amcası Azer’e şikayet ettiler.

Azer’de yeğeni İbrahim’i yanına çağırıp öğüt verirken; İbrahim (as) öyle sözler söylüyordu ki, Azer cevap vermekten âciz kalıyordu. İbrahim (as):

-Ben bu insanlara, putların iyiliği ve kötülüğü bilemediklerini, onların hiç bir işe yaramadıklarını anlatmak istiyorum. Fakat sen put yapma işinden para kazanıyor ve böylece geçimini sağlıyorsun. Keşke başka iş yapsaydın da bu insanların sapıklıklarına ortak olmasaydın, dedi.

Azer:

-Pekâlå İbrahim, sen kendi inancını kendine sakla, ama Nemrud anlarsa ve bu sözler kulağına giderse çok fena olur.

İbrahim (as):

«Nemrud da bir insandır. Bütün insanlar gibi… Bir gün ölüp yok olur. Eğer insanlar olmasaydılar o da tanrılık iddiasında bulunamazdı. Onların akıllarını başlarına getirmek gerekir, karşılık vermiş.

Azer:

-Madem ki insanlar cahildir; Nemrud da güçlüdür, biz hayatımızı yaşamalıyız. Yoksa ben de ay ve güneşin bütün bu şeylerden daha yüce olduğunu biliyorum.

İbrahim (as):

-Güneş göğü ve yeri aydınlatıyor. Fakat onun da tam bir mükemmelliği yoktur. Geceyi aydınlatamamaktadır. Ay, yıldızlar, bulut ve rüzgar ve putlardan daha iyidirler. Fakat onlar da mahluktur. Yani Allah Teâlâ’nın yaratıklarıdır. Bu yüzden güneşi, ayı, yıldızları, bulutları, rüzgârları, göklerde ve yerde bulunan bütün varlıkları yaratan Allah (cc)’tır. Bizler sadece bir ve tek olan Allah’a ibadet etmeliyiz.

Azer:

-Ey İbrahim!.. Bu sözler çok tehlikelidir. Gönlüm böyle sözlerden uzak olmanı istiyor. İhtiyar amcana acı! Bizi incitecekleri herhangi bir iş yapma.

Hazreti İbrahim, Allah Teâlâ’nın bütün bu konuşulanlardan daha büyük olduğuna, her şeyden daha güçlü ve bütün varlıklardan daha kudretli olması gerektiğine dair hiç şüphesi yoktu.

Bir gün İbrahim (as) Rabb’ine dua edip, canlıları nasıl yarattığını kendisine göstermesini istedi.

Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

-Yoksa iman etmiyor musun?

İbrahim (as):

-Şüphesiz iman ediyorum. Ancak kalbimin mutmain olmasını arzu ediyorum, dedi. Allah Teâlâ duasını kabul edip, şöyle buyurdu:

-Dört adet canlı kuş tut. Parça parça et! Onların her bir parçasını ayrı tepelerin üzerine bırak. Sonra seyret! Sen müminlerin imamı, önderi olmalısın!

İbrahim (as) emredileni yaptı. Allah Teâlâ’nın emri ile kuşlar yeniden hayat buldular. Yani dirildiler. Sonra İbrahim (as)’a doğru uçup geldiler.

İbrahim (as):

-Ortağı ve benzeri olmayan Allah’ım sen ne büyüksün! dedi.

Bundan sonra İbrahim (as) Allah Teâlâ’nın vahiy nuru ile dolmuş olan kalbinin sesine uyarak insanları doğru yola davet etmeğe karar verip, kendisinin böyle bir vazife aldığını insanlara açıkladı.

Kendisinin himâyesi altında bulunduğu amcası Azer’den büyük bir sevgi gördüğü için, ilk önce onu tek olan Allah’a iman ve ibadet etmeye davet etti. Kendisinden, put yapmayı bırakmasını, bu işinden dolayı tövbe etmesini, insanları doğru yola davet işinde kendisine yardım etmesini istedi.

Fakat Azer ona kaba bir şekilde cevap verip:

-Sen her gün sözlerinle daha da küstahlaşıyor ve şimdi de peygamberlik iddiasında bulunuyorsun! Eğer bu gibi konuşmalardan vaz geçmezsen adını kötüye çıkartır, seni halka taşlattırırım.

İbrahim (as):

Allah Teâlâ’nın seni bağışlamasını ümit ederim. Fakat ben seninle anlaşamayacağım. Ben memur kılındığım görevimi yapmalıyım.

Azer:

-Ben de senin bu sözlerini kabul edemiyorum. Ne yapmak istiyorsan yap. Fakat evimden ve ailemden uzaklaşman gerekir, deyip dünya ve ahiret saadetine sırtını dönmüş ve bedbahtlardan olmayı tercih etmiştir.

Kaynak: Hazreti İbrahim (as) ve Amcası Azer Kıssası, Yunus UYAR, Dini Hikayeler ve Kıssalar.

YanıtlaYönlendir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.