Türk Çiftçi ile Büyük Sırrı

Türk Çiftçi ile Büyük Sırrı Hikayesi

Türk Çiftçi ile Büyük Sırrı

Çok yıllar önce günün birinde bir Türk çiftçi, tarla sürerken sabanın demiri bir şeye takılmış. Türk çiftçi, elindeki ucu sivri demirli sopayla saban demirinin takıldığı yeri kazmış. Saban demirinin bir halkaya takılmış olduğunu görmüş. Bu halka, mermere kurşunla sağlam bir şekilde yapıştırılmış. Türk çiftçi, mermeri kazmayla yerinden kaldırınca aşağıya doğru inen, yedi basamağı olan bir merdiven görmüş. Merdivenden aşağıya doğru inince kırk eşek yükü küp görmüş. Bu küplerin kiminin kapağı altından, kiminin kapağı kırmızı renkli mücevherlerdenmiş. Her birisinin ağzında bir inci, gece parlayan kıymetli mücevherlerden varmış. Türk çiftçi, küplerin yanına varıp kapaklarını açmış. Küplerin altın ve mücevherlerle dolu olduğunu görünce şaşırıp kalmış. Sonra dışarı çıkıp mermerin üstünü toprakla kapamış. Ardından da kendi kendine:

-“Ben şimdi ne yapayım? Bu sırrı kime söyleyeyim? Hanıma söylesem acaba bu sırrı saklayabilir mi?” diye düşünmüş.

Sonra Türk çiftçi kendi kendine:

-“Önce hanımı bir deneyeyim” diyerek evine gitmiş. Evine varınca hanımına:

-“Bugün benim başıma bir şey geldi. Sana anlatayım fakat asla ve asla hiç kimseye söyleme” demiş. Hanımı:

-“Bana anlat, hiç kimseye söylemem” demiş. Bunun üzerine çiftçi:

-“Ey hanım! Bugün ben dururken ansızın arkamdan bir karga çıktı ve uçtu gitti. Acaba bunun anlamı nedir” demiş. Hanımı:

-“Hayrolsun” demiş.

Türk çiftçi, ertesi gün çarşıya çıkmış. İnsanların kendi arasında:

-“Filan çiftçinin arkasından bir karga çıkmış” diye konuştuklarını duymuş.

Türk çiftçi daha sonraki günlerde insanların:

-“Filan çiftçinin arkasından yüz karga çıkmış” diye konuştuklarını duymuş.

Bunun üzerine sırrını kimseye söylemeyeceğini, hazine ve buna benzer eşyaların başkasına söyleyen kişinin başına iyilik ve hayır gelmeyeceğini anlamış. Sonra Türk çiftçi, varıp hazinenin olduğu yeri açmış, altınlardan üç kalıp alarak demir ustasına götürmüş. Türk çiftçi demir ustasına:

-“Bu demirden saban demiri yap” demiş.

Demir ustası, altını alıp birkaç gün sonra siyah demirden saban yapmış ve Türk çiftçiye vermiş. Bunun üzerine Türk çiftçi, demir ustasına:

-“Benim demirim sarıydı. Bu verdiğin saban siyahtır” deyip demir ustasıyla kavga etmiş.

Sonra Türk çiftçiyle, demir ustası padişahın yanına varmışlar. Aralarında yaşanan olayı padişaha anlatmışlar. Padişah, Türk çiftçinin hikayesini anlayıp çiftçinin önüne biraz altın ve biraz gümüş koymuş. Ardından çiftçiye:

-“Senin demirin bunlardan hangisine benziyordu” diye sormuş. Türk çiftçi altını gösterip:

-“Buna benziyordu” demiş.

O anda padişah, hemen demir ustasına işkence etmiş. Demir ustası, çaresiz kalarak altın kalıpları getirip padişaha vermiş. Padişah bir kalıbı alıp çiftçiye vermiş ve ona:

-“Benim sağlığım zamanında bu bir kalıp altınla geçimini sağla” demiş ve iki kalıp altını hazineye koymuş.

Türk çiftçi, o altın kalıbı sayesinde geçimini yapmış ancak karısı veya bir başkası bu sırrını öğrenir diye defineyi bulduğu yeri bir daha eşmeye cesaret edememiş. Türk çiftçi gün gelmiş ve vefat etmiş. Bildiği sırrı da toprak altında kalmış.

Siz siz olun, başkasının bir sırrını başkalarına anlatmayın. Anlatırsanız hem o arkadaşınızın size olan güveni biter hem Allah (cc) sizi ahirette bundan dolayı hesaba çeker.

Kaynak: Kırk Vezir Hikayeleri, Türk Çiftçi ile Büyük Sırrı Hikayesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.