19 Mucizesi İddiasına Eleştiri
19 Mucizesi İddiasına Eleştiri
Kur’an’da “19 mucizesi” iddiası, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısında Raşad Halife tarafından sistematik hâle getirilen, Kur’an’ın matematiksel bir kod üzerine kurulu olduğunu savunan bir yaklaşımdır. Bu iddiaya göre Kur’an’ın sûre ve âyet sayıları, kelime ve harf tekrarları ile bazı sûrelerin başında yer alan hurûf-ı mukattaa 19 sayısının katları olacak biçimde düzenlenmiştir.
Savunucular bu durumu Kur’an’ın ilahî kökenine matematiksel bir delil olarak sunarken, eleştirmenler yöntemin seçmeci, tutarsız ve metin geleneğiyle uyumsuz olduğunu vurgular.
19 Sayısının Kur’an’daki Dayanağı
19 sayısına açık bir atıf yalnızca Müddessir Sûresi 30. âyette geçer:
“Onun üzerinde on dokuz vardır.” (74:30)
Klasik tefsirlerde bu âyet, cehennem bekçileri (zebânîler) bağlamında açıklanmış; sayıdan Kur’an’ın tamamına yayılan bir matematiksel sistem çıkarılmamıştır. 19 teorisi ise bu tek âyeti, tüm metni kapsayan gizli bir sayısal kodun anahtarı olarak yorumlamaktadır.
19 İddiasının Dayandırıldığı Bazı Sayımlar
Sûre sayısının 114 olması ve Besmele sayısının 114 olarak kabul edilmesi (114 = 19 × 6), 19 teorisinin en sık dile getirilen örnekleridir. Ancak Besmele’nin sûre başlarında âyet sayılıp sayılmaması, kıraat ve fıkıh ekollerine göre değişmektedir. Dolayısıyla bu veriler mutlak ve tartışmasız değildir.
Hurûf-ı Mukattaa Üzerinden 19 İddiasının Durumu
Kur’an’da 29 sûrede hurûf-ı mukattaa bulunmaktadır. 19 teorisinin asıl ağırlık noktası da bu sûrelerdir. Savunucular, bazı sûrelerde baştaki harflerin sûre boyunca tekrar sayılarının 19’un katı olduğunu ileri sürerler. Ancak bu iddia tüm hurûf-ı mukattaa sûreleri için geçerli değildir.
Elif-Lâm-Mîm ile başlayan Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerinde, belirli varsayımlar altında kısmi bir uyum sağlanabildiği iddia edilir. Buna karşılık aynı harf grubuyla başlayan Ankebût, Rûm, Lokman ve Secde sûrelerinde bu uyum ya bozulmakta ya da sayım yöntemi değiştirilmeden sağlanamamaktadır. Bu durum, aynı harflerin farklı sûrelerde tutarlı bir matematiksel sonuç vermediğini göstermektedir.
Elif-Lâm-Râ ile başlayan Yûnus, Hûd, Yûsuf, İbrâhîm ve Hicr sûrelerinde ise 19’a dayalı bir düzen ortaya konulamamaktadır. Ra‘d sûresinde Elif-Lâm-Mîm-Râ harfleri için yapılan hesaplamalar da ancak harf sayım kriterleri esnetilerek savunulabilmektedir.
Meryem sûresindeki Kâf-Hâ-Yâ-Ayn-Sâd harfleri, şedde ve hemze gibi yazım unsurları nedeniyle ciddi sayım problemleri doğurur. Tâhâ ve Yâsîn sûrelerinde ise bu ifadelerin harf mi yoksa müstakil semboller mi olduğu konusunda dahi görüş birliği yoktur.
Hâ-Mîm ile başlayan yedi sûrede (Mü’min’den Ahkâf’a kadar) 19 sisteminin genel olarak çöktüğü kabul edilmektedir. Aynı durum tek harfle başlayan Sâd, Kâf ve Nûn sûreleri için de geçerlidir; bu sûrelerde yapılan sayımlar büyük ölçüde keyfî tercihlere dayanır.
Sonuç olarak hurûf-ı mukattaa bulunan 29 sûrenin yalnızca küçük bir kısmında, o da belirli varsayımlar altında, 19’a uygunluk iddia edilebilmektedir. Büyük çoğunlukta ise sistem ya işlememekte ya da zorlamayla ayakta tutulmaktadır.
19 Mucizesi İddiasına Eleştiri
Metodolojik Problemler
19 mucizesi iddiasının en temel sorunları şunlardır:
-Şedde, hemze ve uzatma harfleri gibi unsurların bazen sayılıp bazen sayılmaması
-Hafs kıraatine göre yapılan hesapların diğer sahih kıraatlerde bozulması. Sonuç 19’a uymadığında yeni sayım kurallarının devreye sokulması
Bu durum, ilmî yöntem açısından kabul edilemez olan “sonuca göre yöntem belirleme” problemidir.
Tevbe Sûresi Meselesi
Raşad Halife, 19 sistemine uymadığı gerekçesiyle Tevbe Sûresi’nin son iki âyetinin Kur’an’dan olmadığını iddia etmiştir. Bu iddia sahabe icmâına, mushaf geleneğine ve tevatür ilkesine açıkça aykırıdır. Bu örnek, 19 teorisinin metni esas almak yerine metni kendi sistemine uydurmaya çalıştığını net biçimde göstermektedir.
Sonuç
19 mucizesi iddiası;
-Kısmi ve istisnaî örtüşmelere dayanan,
-Seçmeci ve esnek sayım yöntemleri kullanan,
-Kur’an’ın kıraat ve mushaf geleneğiyle uyuşmayan,
Teolojik açıdan riskli bir yaklaşımdır.
Kur’an’ın mucizesi sayılarda değil; dilinde, anlamında, mesajında ve meydan okuyuşundadır. Sayısal düzen arayışı bir tefekkür alanı olabilir; ancak bunu imanî bir delil hâline getirmek, hem ilmî hem de dinî açıdan ciddi sorunlar doğurmaktadır.
