Bizans Valisi ile Hasan Basri

Bizans Valisi ile Hasan Basri

Hasan Basri önceleri mücevher satıcısıymış. Günlerden bir gün çok güzel bir mücevher ile Bizans Valisi’nin yanına gitmiş. Hasan Basri, Bizans Valisine:

-“Ben çok iyi bir mücevher tüccarıyım” demiş.

Bu sözleri duyan Bizans Valisi, Hasan Basri’ye iyi ve saygılı davranmış. Sonra da mücevherlerden kendine uygun olanı seçip satın almış. Bu şekilde Hasan Basri, misafir olarak birkaç gün Bizans Valisinin yanında kalmış. Bir gün Bizans Valisi, Hasan Basri’ye:

-“Ey tüccar! Bugün biz bir yere gideceğiz, sen de bizimle gel” demiş. Hasan Basri:

-“Tamam,” demiş.

Hep beraber yola koyulmuşlar. Büyük bir çöle varmışlar. O çölün ortasında büyük bir çadır bulunuyormuş. Bizans Valisi, vezirleri ve beyleri ile çadırın yanına varmış. Hasan Basri, çadırın yanına yaklaşınca birçok alim ve hafızın Kur’an-ı Kerim’i baş üstünde taşıyarak çadıra girdiklerini görmüş. Çadıra giren alimler ve hafızlar, güzel sesleriyle Kur’an-ı Kerim’i okumuş. Ardından da çadırın dışına çıkıp üç kez çadırın etrafında dolanmışlar. Sonra çadırın kapısının önünde durup:

-“Ey şehzade! Kur’an okumak ve dua etmek derdine çare olsaydı gece gündüz Kur’an okuyup dua ederdik” demişler.

Sonra şeyhler çadıra gelmiş. Yine olur da üç kez çadırın etrafında dolanıp kapısına gelmişler ve yüksek bir sesle:

-“Ey şehzade! İbadet etmek derdine derman olsaydı gece gündüz ibadet ederdik” demişler.

Şeyhlerin ardından ay yüzlü cariyeler çadırın yanına gelmiş. Her bir cariyenin elinde bir tabak ve tabakta da kıymetli mücevherler varmış. Ellerindeki tabaklarla üç kez çadırın etrafında dolanmışlar, sonra da çadırın kapısının önünde durup ağlaşmışlar ve:

-“Ey şehzade! Gözyaşı dökmek, bu kadar mücevheri saçmak ve canlarımızı vermekle senin canın yerine gelseydi hiç esirgemez bu söylediklerimizi yapardık” demişler.

Cariyelerin ardından atlı askerler gelmiş. Onlar da çadırın etrafında üç kez dolanmışlar ve sonra çadırın kapısının önünde durup yüksek sesle:

-“Ey şehzade! Eğer dövüşmek ve savaşmak derdine derman olsaydı senin için canımızı verirdik” demişler.

Askerler gittikten sonra Bizans Valisi, vezirleri ve beyleri ile çadırın önünde durmuş. Sonra Bizans Valisi:

-“Ey oğlum! Padişahlığımı, tahtımı ve memleketimi vermekle canın yerine gelseydi hepsini terk edip onları senin için verirdim” demiş. Bu durumu gören Hasan Basri:

-“Bu ne demek oluyor, bu nasıl iştir” demiş.

Bunun üzerine Bizans Valisi’nin vezirlerinden birisi, Hasan Basri’ye:

-“Padişahımızın bir oğlu vardı. Kavgada ve savaşta çok becerikliydi. Ayrıca güzellikte eşi benzeri yoktu. Bir gün Allah’ın emriyle eceli gelip vefat etti ve bu çadırın içine gömüldü. Padişah, yılda bir kez bu çadıra gelir, gördüğün şekilde törenler düzenlenir,” demiş.

Bu durumu gören ve Bizans Valisinin vezirlerinden bu sözleri duyan Hasan Basri, bütün kumaşlarını, elbiselerini, ağır yüklerini, buna benzer mallarını ve paralarını terk etmiş. Hizmetçilerini ve kölelerini serbest bırakarak hırka giyip derviş olmuş. Bu şekilde Hasan Basri, inceden inceye araştırarak gerçeği görmüş, doğru yola girip Allah’ın yanında yüce değerlere erişmiş.

Bu dünyada bizler birer yolcuyuz. Allah bizleri kendisine ibadet etmemiz için yarattı. Peki biz ne yapıyoruz? Allah’ı unutup dünya malını kazanmak için ömrümüzü harcıyoruz. Hiç ölmeyecekmişiz gibi yaşıyoruz. Ama bir gün gelecek ve Allah (cc) bizim yaptıklarımızın hesabını görecek, iyi ile kötüyü birbirinden ayırıp birine ödül olarak cenneti diğerine ceza olarak cehennemi nasip edecektir.

Kaynak: Kırk Vezir Hikayeleri, Bizans Valisi ile Hasan Basri Hikayesi. Etiketler: Masal oku ve Hikaye Oku’dur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.