Kaspar ile Çoban

Kaspar ile Çoban

Lakeş adında bir Vaspurakan kralının saltanatı döneminde şifalı otlar hazırlayan hem bilge hem de hırslı bir adam yaşarmış. Bu adamın adı Kaspar’mış. Kaspar, uzun yıllar zerik adında bir bitki aramış ama bir türlü bulamamıştı. Bu bitkinin ateşi içine atılan bir insan ise bu insan yanarak altına dönüşürmüş. Altına dönüşen kişiden alınacak parçalar, ertesi gün yerine geliyormuş. Bu yüzden bu adamda zengin olmak için ömrünü bu otu aramaya adamıştı.

Bir gün, Varto Dağlarında dolanırken büyük bir koyun sürüsüne denk gelmiş. Sürünün çobanıyla selamlaşıp, diz ağrıları için bir bitki aradığını söylemiş. Bitkinin özelliklerini çobana anlatınca, çoban bu bitkinin ilerdeki sulak arazide olduğunu söylemiş.

Kaspar, ‘Teşekkür ederim,’ deyip hızlıca çobanın bahsettiği yere gitmiş. Gittiğinde gözlerine inanamamış. Çünkü her tarafta aradığı zerik bitkisinden varmış. Derhal toplamaya başlamış. Toplarken de “işe yarayıp yaramadığını burada denesem mi” diye düşünüyormuş. Sonra şeytanın vesvesesine kanıp, çobanı bu işine alet etmek istemiş. Bitkileri toplamayı bitirdiğinde çobanda yanına gelmişti.

Kaspar:

“İstersen bu ilaçtan yapayım da bana yaptığın iyiliğin karşılığını ödeyeyim,” demiş.

Çoban gerek yok dese de, Kaspar ısrarcı olunca “Tamam” demiş. Önce odun toplayıp ateş yakmışlar, ateş harlanınca da zerik otundan bir avuç atıvermiş ateşe.

Sonra çobana:

“Bu ateşin etrafında dolaş da dizlerin biraz ısınsın ki yapacağımız ilaçtan sürelim,” demiş.

Çoban, ateşin etrafında dolanırken, Kaspar,  çobanı ateşin içine atmak için hamle yapmış ama çoban bunu fark edip, Kaspar’ın hamlesini boşa çıkarmış. Kaspar dengesini kaybedip ateşin içine düşüvermiş. Ateşin içine düşen Kaspar yanmaya başlamış. Çoban ise korkudan sürüsünü alıp oradan uzaklaşmış. Ertesi gün de olup biteni görmek için ateş yaktıkları yere gelmiş.

Küllerin arasında yatan altın bir adam heykelini görünce çok şaşırmış. Hemen ayaklarından birini koparıp saklamış. Ertesi gün başka bir parça almak için geri dönmüş. Daha önce kopardığı altın ayağın yerinde tekrar bir ayak görünce çok şaşırmış. Meğerse bu heykel tükenmez bir altın kaynağı haline gelmiş.

Allah’ın kendisini böyle mükafatlandırmış olmasından dolayı çokça şükretmiş. Bu heykel sayesinde çok büyük bir servet sahibi olan bu çoban, kazandıklarında fakirlerinde hak sahibi olduğunu bildiği için büyük bir vakıf yaptırmış. Bu vakıf sayesinde ise dünyanın dört bir yanındaki fakirlere yardımlar göndermiş.

Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sas)’in, “komşusu aç iken, kendisi tok olan bizden değildir,” hadisini şiar edinmiş olan bu çoban, bu sayede hem dünya hem ahiret saadeti için büyük bir sevaba ulaşmış oldu.

Kaspar ile Çoban Masalı da burada bitmiş. Erken uyuyan çocuklar çabuk büyür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.