Yolunacak Kaz Hikayesi

Yolunacak Kaz Hikayesi

Uzak bir ülkenin kralı ve veziri bir gün dolaşmaya çıkmışlar. Tarlasının yanında oturan yaşlı bir adam görüp, yanına yanaşmışlar. Kral kendini yaşlı adama tanıtmış.

Sonra kral, yaşlı adama:

-‘Söyle bakalım, yakın mısın, uzak mısın?’, diye sormuş.

Yaşlı Adam:

-‘Eskiden uzaktım ama şimdi yakınım’, diye cevap vermiş.

Kral:

-‘İki ayak mısın, üçayak mısın?’, diye sormuş.

Yaşlı Adam:

-‘Eskiden iki ayaktım, şimdi üçayak oldum’, demiş.

Kral:

-‘Peki! Sana bir kaz göndersem, yolabilir misin?’, diye sormuş.

Yaşlı adam:

-‘Yeter ki sen gönder, gerekirse onu derisiyle yolarım’, demiş.

Sonra kral ve vezir oradan uzaklaşmışlar. Yolda vezir, krala:

-‘Kralım, yaşlı adamla konuşmanızdan hiç bir şey anlamadım. Ne konuştunuz aranızda?’, diye sormuş.

Kral:

-‘Sen ne biçim vezirsin? Bir de akıllı olduğunu sanırsın. Yaşlı adamla ne konuştuğumuzu çabuk gidip öğren, yoksa seni vezirlikten kovarım’, demiş.

Vezir:

-‘Kralım bana zaman verin, hemen gidip öğreneyim’, demiş.

Kral:

-‘Sana bir saat mühlet. Öğrendin öğrendin, öğrenemezsen yanıma bir daha uğrama’, demiş.

Vezir, kraldan izin alıp, yaşlı adamın olduğu tarafa atını sürmüş. Az sonra yaşlı adamın yanına varıp atından inmiş. Sonra durumu yaşlı adama anlatmış ve kralla aralarında geçen konuşmayı açıklamasını istemiş.

Yaşlı adam:

-‘Bana bir kese altın verirsen, sana açıklarım’, demiş.

Vezir, cebinden bir kese altın çıkartıp yaşlı adama vermiş.

Yaşlı adam:

-‘Yakın mısın, uzak mı?’, sorusuna ben, eskiden uzaktım ama şimdi yakınım cevabını verdim. Yani ben eskiden uzağı iyi görürdüm, ama şimdi yaşlandım, artık göremiyorum, demek istedim’, demiş.

Vezir:

-‘Peki! İki ayak mısın, üçayak mı, sorusuyla ne kastettiniz?’

Yaşlı adam:

-‘Bana bir kese altın verirsen sana açıklarım’, demiş.

Vezir, cebinden bir kese altın daha çıkartıp yaşlı adama vermiş.

Yaşlı adam:

-‘İki ayak mısın, üçayak mı, diye kastettiği, bastonsuz yürüyüp yürüyemememdi. Ben de ona eskiden iki ayaktım, yani bir desteğe ihtiyaç duymadan yürüyebiliyordum ama yaşlanınca üçayak yani, artık bastonsuz yürüyemez hale geldiğimi anlatmak istemiştim’, demiş.

Vezir:

-‘Sana kaz gönderirsem, yolabilir misin ile ne kastettiniz.’

Yaşlı adam:

-‘Bak bunu anlatmam sana çok pahalıya patlar. Bana beş kese altın verirsen sana açıklarım,’ demiş.

Vezir, çaresiz beş kese altın daha vermiş.

Yaşlı adam:

-‘Kaz gönderirsem yolabilir misin ile seni kastetti. Yani seni gönderdiğinde, seni kandırıp kandıramayacağımı sormuştu. Bende ona, gerekirse derisiyle yolacağımı söylemiştim. Yani seni rahatlıkla kandırabileceğimi kastetmiştim’, demiş.

Vezir, kandırılmış olmanın verdiği üzüntüyle, ensesini kaşıyıp oradan uzaklaşmış.

Yolunacak Kaz Hikayesi de burada bitmiş.

Sitemizin arama kutucuğuna “Masal Oku” yazıp aratırsanız daha fazla masal okuma fırsatı bulabilirsiniz.
 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.