Şansını Arayan Adam

Şansını Arayan Adam Masalı

Bir zamanlar yeri bilinmeyen bir ülke ve o ülkede yaşayan gariban bir adam varmış. Bu adam abisinin hayvanlarını güder, çok çalışır ama işleri bir türlü rast gitmezdi. Abisi onun için çok üzülür ona sürekli yardım eder ama nafile. Bir gün bahtı kara bu adam, hayvanlara su vermek için ağıla gittiğinde, ağılı temizleyen, yüzü suya, dudakları kiraza benzeyen, altın süslü elbiseler içinde, güzeller güzeli bir kızmış görmüş ve kıza:

-‘Sende kimsin? Burada ne yaptığını zannediyorsun?’ diye çıkışmış.

Kız:

-‘Ben senin abinin şansıyım,’ diye cevap vermiş.

Adam:

-‘Peki benim şansım nerede ?‘ diye sormuş.

Kız:

-Senin şansın, Mor Denizin ortasındaki bir adada uyur vaziyette, git ve uyandır,’ demiş.

Aradan günler geçmiş…

Bizim çoban, ağabeyinin şansının ona söyledikleri üzerinde o kadar çok düşünmüş ki köylüler ona delirmiş gözüyle bile bakmaya başlamışlar. Ama bizim çobanın fikrinden dönmeye hiç niyeti yok gibiymiş. Ağabeyi, onu bu fikrinden döndürmek için çok çalışmış ama bu işin olacağı da yok gibiymiş.

Adam, bohçasını doldurup yola koyulmuş. Az gitmiş uz gitmiş dere tepe aşmış. Büyüdüğü topraklara bir kere olsun bile dönüp bakmamış. Kara bir ormana girmiş. Ormanın kalbinde, bir ayının oturduğunu görmüş. İstese kaçarmış ama ayının yanında ölü bir geyik varmış. Bu ayının tok olduğuna işaretmiş ve ‘tok ayıdan zarar gelmez,’ diyerek ayının yanına kurnaz bir tilki misali sokulmuş.

-‘Selam ayı kardeş,’ diyerek yanından geçmeyi planladığı ayı onu tutmuş ve :

-‘Nereden gelip nereye gidersin?’ diye sormuş.

Adam:

-‘Şu on gün uzaklıktaki köyden gelirim ve Mor denizin orta yerindeki adada uyur vaziyette olan şansımı uyandırmaya giderim,’ diye cevaplamış.

Ayı:

-‘Mademki sen şansını arayan bir adamsın, seni alıkoymamam.  Şansını gördüğünde, ona neden hep başımın ağrıdığını soracaksın,’ demiş.

Adam:

-‘Tamam, anlaştık,’ deyip ve yola revan olmuş.

Adam bir vakit yürüdükten sonra, bir bahçe ve bahçede çalışan bir adam görmüş. Adam can hıraş bahçedeki ağaçlarını suluyormuş. Bahçedeki adam bizim çobanı gördüğünde, gidip güzel kamelyasının altında uzanıvermiş.

Adam selam verip:

-‘Bahçendeki ürünlerden iznin olursa satın alabilir miyim,’ diye sormuş.

Bahçe sahibi:

-‘Üzgünüm ama sana satabileceğim bir şey yok,’ diye cevap vermiş.

Adam:

-‘Neden? Yoksa bahçendeki her şeyi sattın mı?’ diye sormuş.

Bahçe Sahibi:

-‘Yok, bu sene çok az mahsulüm çıktı. Bu ancak bana yeter,’ demiş. Sonra; ‘Sen kimsin ve burada ne ararsın?’ diye sormuş.

Adam:

-‘Ben şansımı arayan garip bir kimseyim,’ demiş.

Bahçe sahibi:

-‘Madem sen şansının peşindesin, o zaman onu bulursan benim için bahçemin verimini nasıl arttırabilirim diye sor,’ demiş.

Adam; ‘Tamam,’ deyip yoluna devam etmiş. Sonra dağlarda konaklamış, derelerden su içmiş, ormanda beslenmiş ve sonunda bir köye varmış.  Yorgunluktan bir evin önünde bayılıp kalmış. O sırada pencereden dışarıya bakan evin hanımı, onun düştüğünü görmüş ve hizmetçilere, onu içeri almalarını emretmiş. Bu kadın ise, tüm köyün sahibi dul bir kadınmış ve acele bir iş için köy meydanına gitmesi gerekiyormuş. Adam kendine geldiğinde güzel bir evde olduğunu görmüş ve şimdi gidersem ev sahibine ayıp olur diye, ev sahibinin gelmesini beklemeye başlamış.

Hanım ağa geldiğinde, ‘ona nereden gelip nereye gittiğini,’ sormuş.

Adam:

-‘Ben şansımı arıyorum,’ demiş.

Evin sahibi:

-‘Eğer onu bulursan benim halimin ne olacağını da sor,’ demiş.

Adam:

-‘Tamam, bulursam söyler oda bana cevap verirse seni mutlaka bulur ve öğrendiklerimi söylerim,’ demiş.

Geceyi orada geçiren adam, yıllar boyu hissetmediği rahatı geride bırakarak tekrar yola koyulmuş.  Kırk tepeyi kırk günde aşmış ve sonunda denizi bulmuş ve beklemeye başlamış. Derken denizi yararak kendine doğru gelen bir balık görmüş. Balık, adama yaklaşmış ve:

-‘Senin şansın beni buraya yolladı. Haydi bin sırtıma,’ demiş.

Adam,’ tamam’ deyip balığın sırtına binmiş.

Adam balığa:

-‘Sen onu gördün mü?’

Balık:

-‘Hayır! O bana haber saldı, ben de seni öyle buldum,’ demiş.

Adam:

-‘Demek geleceğimden haberi vardı,’ diyecekken balık birden sarsılmış, o an adam neredeyse denize düşecekmiş. Heyecanla, ‘Ne oldu balık kardeş?’ diye sormuş.

Balık:

-‘Karnım çok ağrıyor ve de bu ağrıdan dolayı günlerdir bir şey de yiyemedim,’ demiş.

Adam:

-‘Bunu senin için şansıma soracağım’ demiş.

Balık teşekkür etmiş ve de sonunda adaya varmışlar. Adamın Şansı, o gün ağılda gördüğünden çok daha güzel bir kız görmüş ama önce onu uyandırmaya kıyamamış. Biraz sonra ise cevaplanması gereken soruların olduğunu düşünüp, onu uyandırmaya karar vermiş. Alçak bir sesle seslenerek kızı uyandırmış ve ardı sıra sorular sormaya başlamış.

-‘Neden sen bana değil de ben sana geldim? Yolda bir ayı gördüm başı neden ağrıyordu? Bir tarla gördüm neden verimsiz idi? Bir Hanım ağa gördüm geleceğinden endişeliydi. Onun dermanı nedir? Bir balık gördüm hasta idi. Onun dermanı nedir?

Adamın Şansı sırayla soruları cevaplamış:

Senin bana gelmen Haktan bir kaderdir. İkincisi o ayı, çok saçma işler yapıyor, Onun dermanı, ahmak birinin beynini yemektir. Üçüncüsü, o tarla sahibinin rızkını veren Haktır ve rızkı toprağın altındaki hazinedir. Dördüncüsü, hanım ağanın aklı siyasiye ermez, o yüzden evlensin. Sonuncu sorunun cevabı ise; O balık, yıllar önce birkaç yavrunun annesini yemişti ve o yetimlerin gözyaşları o balığın midesinde bir inciye dönüştü. O inci yüzünden ise o balık yakında ölecek.

Adam; ‘hadi gidelim’ deyince, kız da ‘sen git ben gelirim’ demiş.

Adam balığa binmiş ve Şansının, balık için anlattıklarını bir bir anlatmış. Balık hatasını anlamış ve:

-‘Madem ölecem, beni öldür ve içimdeki inciyi al,’ demiş.

Adam:

-‘Hayır, benim şansım döndü, ben artık daha zengin olacam,’ demiş. Derken karaya inmiş ve geldiği yerleri bir bir geçmiş. Hanım Ağanın köyüne varıp Hanım Ağaya:

-‘Senin çaren evlenmendir,’ demiş. Hanım Ağa, ‘ Öyleyse gel evlenelim,’ demiş. Adam ise’ Hayır, ben çok daha zengin olacam, benim şansım döndü artık,’ deyip Hanım Ağanın teklifini reddetmiş.

Günler süren yolculuktan sonra bahçıvanın yanına varmış ve durumu anlatmış. Bahçıvan, ‘gel beraber hazineyi bulup, aramızda paylaşalım,’ dese de Adam, ‘Benim şansım döndü ve ben çok daha zengin olacağım,’ deyip yoluna devam etmiş.

Adam, ormana varıp ayıyı bulmuş ve başından geçen her şeyi ayrıntılarıyla anlatmış. Ayı, bu adamın önüne gelen onca fırsatı, sırf daha çok zengin olmak hevesiyle reddettiğinin dinleyince, bu adamın ahmak biri olduğuna kanaat getirmiş.

Ayı, adama:

-‘Benim derdimi de sordun mu?’

Adam:

-‘Evet. Senin dermanın ahmak birinin beynini yemekmiş,’ diye cevaplamış.

Ayı hiç düşünmeden adamı yere yıkmış ve:

-Bre aptal herif. Sen dünya kadar serveti reddedip bir hayale koşarsan senden daha ahmak mı olur,’ demiş ve…

(Şansını Arayan Adam Masalı, Zaza sözlü anlatımından Çeviren Yusuf Harisoğlu)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.