Şehzade ile Derviş

 Şehzade ile Derviş Hikayesi

Çok eskiden büyük bir padişah varmış. Bu padişahın bir oğlu varmış. O zamanlarda onun kadar güzel bir yüze sahip kimse yokmuş. Padişah, insanlar oğlunu görüp onu nazar etmesinler diye sürekli peçeyle yüzünü örtülü tutarmış. Her ne zaman gezmeye çıksa oğlunun hizmetçileri padişahın oğlunun geçtiği yere kimseyi yaklaştırmazmış. Bu yüzden şehzadeye aşık olan bir sürü kadın ölmüş. Cellatlar sürekli oğlanın yanında bulunurmuş. Her kim oğlanı görüp içini çekerek ah etse cellatlar o kişiyi hemen öldürürmüş.

Günlerden bir gün bir derviş, padişahın oğlunu görüp onu pek sevmiş. Ama bu sevgi, Allah’ın yarattığı güzelliğe hayran olmakmış. Şehzade ne zaman gezmeye çıksa derviş önünde koşarmış. Böylece Allah’ın yarattığı bir güzelliği seyredebiliyormuş. Cellatlar, dervişi öldürmeyip durumuna acırlarmış fakat onu bir hayli döverlermiş. Dervişi şehzadenin önünden çekilmesi için kovarlarmış. Ama dervişte çok inatmış. “İlla Allah’ın yarattığı güzelliği görmek isterim,” diye tuttururmuş.

Bir gün şehzade, dışarı çıkıp top oynamaya gitmiş. İnsanlar, şehzadenin güzelliğine, hareketlerine ve top oynayışına uzaktan bakmaya başlamış. Bu sırada derviş, şehzadenin yanına varıp önünde top gibi yuvarlanmış. Bu durumu gören hizmetçilerle cellatlar, dervişi dövüp ona küfretmişler. Fakat derviş asla ve asla gitmemiş.

Bir gün dervişin durumunu padişaha anlatmışlar. Bunları duyan padişah, cellatlara:

-“Dervişi asarak idam edin” demiş. Bunun üzerine padişahın vezirleri:

-“Ey padişah! Allah’tan kork! Haksız yere kan dökme, dervişi öldürtme. Kıyamet gününde Hazreti Allah’a nasıl cevap vereceksin” demişler.

Vezirlerden bu sözleri duyan padişah:

-“Kıyamete kim vardı, kıyamet gününü kim gördü? Kıyamet günü dediğiniz sadece bir laftır” diyerek kıyameti inkar edip kabul etmemiş.

 Sonra odasına gidip uykuya dalmış. Padişah uyuyunca rüyasında kıyametin koptuğunu, cennetin süslendiğini, cehennemin ateşlerle ısındığını, insanların hesaba çekildiğini, kendisinin de hesaba çekilip cehennemi hak ettiğini, ateşe atmakla görevli meleklerin kendisini tutup ‘sen kıyameti inkar edip kıyamet gününe inanmadın’ diyerek kızmış ve cehennem çukuruna attıklarını görmüş. Padişah sanki derisinin yüzüldüğünü sanıp ah edip bağırarak uyanmış. Padişah uyanır uyanmaz vezirlerine:

-“Derviş idam edilmeden hemen yetişin, onu alıp bana getirin” demiş.

Bu sırada cellatlar dervişi darağacına götürmüşler. Derviş, cellatlara:

-“Allah rızası için bana biraz vakit verin, abdest alıp iki rekat namaz kılayım” demiş.

Bunun üzerine cellatlar dervişe izin vermişler. Derviş, abdest alıp iki rekat namaz kılmış ve yüzünü yere sürüp:

-“Ey Allah’ım! Benim ne durumda olduğumu biliyorsun. Benim bu işte suçum günahım yoktur. Şehzadeyi sevip yarattın ve ona güzellik verdin. Bana onu sevdirdin. Senin sevdiğini ben de sevdim diye beni öldürüyorlar,” deyip inleyerek ağlamış.

O anda vezirlerle şehzade dervişin yanına ulaşmışlar ve dervişin durumuna çok üzülüp ağlamışlar. Derviş namazını kılmış ve oracıkta vefat etmiş.

Padişah pişman oluyor…

Padişah, Dervişin öldüğünü duyunca çok üzülmüş ve kendisi için ayırttığı mezarın yanına bir mezar yaptırıp dervişi oraya gömdürmüş. Sonra padişah, şehzadeyi seven kişilere hiçbir şey dememiş ve onlara şefkatli davranmaya başlamış.

İnsanları, hayvanları ve bitkileri, doğayı her şeyi Allah yarattı diye sevmeliyiz. Allah’ın sevdiğini biz de sevmeli, Onun sevmediğini biz de sevmemeliyiz.

Kaynak: Kırk Vezir Hikayeleri, Şehzade ile Derviş Hikayesi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.